ERZURUM’DA MUTLAKA GÖRMENİZ GEREKEN YERLER

Erzurum, her zevkten misafiri ağırlamakta usta bir ev sahibi… Ancak bu tarihi ve kültürel zenginlik içinde kimsenin gözden kaçırmaması gereken mekânlar var. İşte, eşsiz bir Erzurum ziyaretinin olmazsa olmazı yerler!

1. Abdurrahman Gazi Hz. Türbesi: Erzurum'un 2,5 km güneydoğusunda Palandöken Dağı'nın eteğindedir. Sahabe olan Abdurrahman Gazi Hz., aynı zamanda Hz. Muhammed'in (s.a.v) sancaktar lığını da yapmıştır. Bir tekke zaviye ile birlikte 16. yüzyıldan bu yana ziyaret edilen türbe, 1796 yılında Erzurum Valisi Yusuf Ziya Paşa'nın eşi Ayşe Hanım tarafından yaptırılmış, yanına bir de cami ilave edilmiştir. Türbenin giriş kapısı üzerinde bulunan I796 tarihli kitabe, Hattat Salim tarafından yazılmıştır. Türbe içerisinde 4.85 metre boyunda Abdurrahman Gazi Hazretleri'nin makamı bulunmaktadır. Türbenin etrafı zamanla ağaçlandırılarak mesire yeri haline getirilmiştir. Kaynakça; (Erzurum Gezi Rehberi Kitabı Tablet İletişim Yayınevi)

2. Çifte Minareli Medrese: Erzurum'un sembolü haline gelen bir Selçuklu eseridir. Genelde 13. yüzyılın sonlarında yatırıldığı kabul edilmektedir. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat'ın kızı Hundi Hatun veya İlhanlı hanedanlarından Padişah Hatun tarafından yaptırılmış olabileceği düşüncesi ile adına Hatuniye Medresesi de denilmektedir. Yaklaşık 35 x 46 m boyutlarında olan medrese iki katlı, dört eyvanlı ve açık avlulu medreseler grubunun en önemli örneğidir. 26 x 10 m ölçülerindeki avlusu, dört yönden revaklarla çevrilidir. Avlunun her iki tarafında öğrenci ve öğretmen odaları sıralanmaktadır. Medresenin zemin katında on dokuz, birinci katında ise on sekiz odası bulunmaktadır. Girişin batısındaki kare mekân, mescid olarak kullanılmıştır. Güneyde ana eyvanla birleşen, altında mumyalığı bulunan kümbet, Anadolu'da çağdaşları arasındaki en büyük türbe olma özelliğine sahiptir. Gövdesi on iki köşeli olan kümbet dıştan külah, içten kubbe ili örtülüdür. Saçağı, süsleme şerit ve silmelerle bezenmiştir. Medrese'nin özellikle taç kapısında bulunan bezemeler, Selçuklu taş süslemesindeki derinliğin ve estetik anlayışın muhteşem örneklerini oluşturmaktadır. Bezemelerde ağırlıklı olarak bitkisel ögeler kullanılmıştır. En çok palmet ve rumi motifleri kullanılırken, her ikisinin de birbiri ile uyumu dikkat çekmektedir. Taç kapının batı tarafına; Orta Asya Türklerinin simgesi olan çift başlı kartal, ağzı açık iki yılan ve dilimli yapraktan oluşan hayat ağacı işlenmiştir. Doğu tarafında bulunan simetriğinde ise yaprak ve kartal işlemesi yer almamaktadır. Taç kapının iki yanında yükselen sırlı tuğla ve tuğla ile örülü, motiflerle bezeli minareler göz kamaştırıcı bir estetik anlayışı sunmaktadır. Minareler, şerafelere kadar yapılmıştır. Minarelerde, turkuaz rengiyle dikkat çeken panonun içinde Arapça "Allah" yazmaktadır. Osmanlı padişahlarından 4. Murad'ın emri ile bir süre "Tophane" olarak, daha sonra da "Kışla” olarak kullanılan medrese, 1942-1967 yılları arasında Erzurum Müzesi, günümüzde ise hem müze hem de resim sergi salonu olarak hizmet vermektedir. Kaynakça; (Erzurum Gezi Rehberi Kitabı Tablet İletişim Yayınevi)

3. Erzurum Kalesi: Erzurum Kalesi'nin ilk yapılışı, M. Ö. 1 binde bölgeye hâkim olan Urartular'a kadar uzanmaktadır. Bugün varlığını koruyan kalenin ilk halini ise, 415 yılında Bizans İmparatoru Theodosius inşa ettirmiştir. Erzurum Kalesi, birisi şehrin güvenliğini sağlayan muhafız askerlerin bulunduğu iç kale, diğeri de halkın ikamet ettiği, cadde, sokak ve mahalleleri de içine alan dış kaleden oluşmaktadır. İki katlı ve üç sıra halinde uzanan dış kalenin sur duvarları üzerinde , yapımında kalker taşları kullanılan iç kalenin sur duvarları üzerinde ise sekiz burç bulunmaktadır. İç kalenin avlusunda tuğladan bir hamam ve oda halinde mekanlar yer almaktadır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde iç kalenin kuzey duvarı bitişiğinde İç Kale Mescidi yapılmıştır. Kırklar Türbesi, Ebu İshak'ı Kazeruni Türbesi ve Ali Ağa Çeşmesi de bu yapılara eklenmiştir. Günümüzde dış kalenin surları büyük ölçüde yıkılmış, yalnızca dört yöne açılan kapılarının isimleri bilinmektedir. Bunlar; Tebriz Kapısı, Erzincan Kapısı, Gürcü Kapısı ile sonradan açılan İstanbul Kapısı ve Yeni Kapı'dır. Çeşitli dönemlerde onarım geçiren kale, son olarak 16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman ve 19. yüzyılda II. Mahmut tarafından iki defa onarılmıştır. Kaynakça; (Erzurum Gezi Rehberi Kitabı Tablet İletişim Yayınevi)

4. Erzurum Saat Kulesi: Erzurum'da İslami döneme ait en eski eserlerden biri olarak kabul edilen Saat Kulesi, 12. yüzyıl ortalarında Saltuklu Hükümdarı Ebu'l Kasım tarafından İç Kale Mescidi'ne minare olarak yaptırılmıştır. İç Kale'nin güneydoğu köşesinde sur duvarına bitişik olarak yükselen yapının kaidesi kesme taştan, gövdesi tuğladan silindirik şekilde inşa edilmiştir. XVI. yüzyılın başlarında minarenin üst kısmı yıkılmış, ilk olarak 1848 yılında, daha sonra 1881 yılında saat yerleştirilerek "Saat Kulesi" ve aynı zamanda Gözetleme Kulesi olarak kullanılmaya başlamıştır. Yapının düz, tuğla örgülü ve aşağıdan yukarıya doğru hafifçe daralan gövdesi altı süs kuşağı bulunurken, yapının kapısı kuzey zemin seviyesinde yer almaktadır. 11,5 m. yüksekliğinde, pişmiş tuğladan, kufi karekterde kitabesi bulunan yapıda, saatin konulduğu ahşap kule ve üst mimarisi batılı üslupta olması dikkat çekmektedir. Kaynakça; (Erzurum Gezi Rehberi Kitabı Tablet İletişim Yayınevi)

5. Erzurum Tabyalar: Erzurum da yapılan ilk tabyaların tarihi 18. yüzyıldaki Osmanlı-İran savaşına kadar uzanır. Ancak en büyük tabyalar 19. yüzyılın başından itibaren, Ruslar'ın Doğu Anadolu'ya yaptıkları baskın ve istilalardan şehri korumak amacıyla inşa edilmiştir. Şehrin çevresinde, görüş açısı yüksek tepelere inşa edilen bu stratejik yapıların sayısı 22'yi bulmaktadır. İçlerinde karargah binaları, askeri barınaklar, eğitim sahaları, yemekhaneler, sarnıçlar, pusu odaları yer alan bu tabyalar; bazen tek, bazen de bir kaç büyük yapının birleşiminden meydana gelir. Büyüklükleri ve konumları değişen tabyaların en önemlileri şehrin hemen doğusunda bulunan Mecidiye ve Aziziye tabyalarıdır. Tabyaların tamamı taştan inşa edilirken, mimari üsluptan ziyade sağlamlık ve kullanım esasları ön plana çıkartılmıştır. Yan yana odalardan meydana gelen tabyaların, üzerleri kalın bir toprak tabakasıyla örtülmüştür. Düşmanın geleceği yönün öteki tarafında askerlerin toplantı avlularına, depo, revir, gibi bölümlere yer verilmiştir. Tabyaların en geniş bölümünde kışla odaları bulunurken, bunlar birbirleri ile bağlantılı dikdörtgen şekilde inşa edilmiştir. Odaların genişlikleri 3-4 m., derinlikleri 6-14,5m. dir. Çoğunlukla tek katlı olan kışla odalarının bazıları yer kazanmak amacıyla ahşap kalaslarla ikiye bölünmüş ve iki katlı hale getirilmiştir. Bu tabyalar (Mecidiye ve Aziziye) "93 Harbi" olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı'nda, Rusların ilerleyişinin durdurulmasında kritik bir işlev görmüştür. Kaynakça; (Erzurum Gezi Rehberi Kitabı Tablet İletişim Yayınevi)

6. Haho Kilisesi (Taş Cami): Tortum ilçesine bağlı Bağbaşı köyündedir. Meryem Ana Kilisesi olarak da bilinen yapı, Bagratlı Kralı III. David taraflndan 976-1001 Yılları arasında yaptırılmıştır. 19. yüzyılda camiye dönüştürülen yapı, Taş Cami ismini almıştır. Yapı, kapalı Yunan haçı ile bazilika planının birleştirilmesi ile meydana gelmiştir. Yapının içerisindeki kabartmalarda arslan, boga, kartal, grifon gibi figürlere geniş yer verilmiştir. Ayrıca iç; mekânın duvarları ve özellikle apsis, incil'den alınma sahneleri içeren ve Hz.isa ile Meryem'i tasvir eden fresklerle bezenmiştir. Kilisenin apsis bölümünün üzeri kule şeklinde yükselmiştir. Yapının içerisine, uzun kenarların ortasındaki yuvarlak kemerli bir kapıdan girilmektedir. Kaynakça; (Erzurum Gezi Rehberi Kitabı Tablet İletişim Yayınevi)

7. İspir Yedigöller: Türkiye'nin bakir coğrafyalarından Ovit Dağı'nın güney yamaçları, volkanik gölleriyle mutlaka keşfedilmesi gereken bir bölgedir. Burada dağların yüksekliği zaman zaman 4000 m. yi bulurken, küçüklü büyüklü tepeler arasında turkuaz renkli volkanik göller yer almaktadır. Değişik boyutlarda 11 gölden oluşan Yedigöller'e normal bir otomobille gitmek mümkün değildir. Ancak uygun bir arazi aracıyla, stabilize yollardan göllere ulaşılabilmektedir. Dağcıların gözde mekanı olan bu bölge, Türkiye'de yeterince tanınmamıştır. Yedigöller'e gelmek için en iyi zaman, haziran ayının on beşinden sonrası ve ağustos ayının sonlarıdır. Kaynakça; (Erzurum Gezi Rehberi Kitabı Tablet İletişim Yayınevi)

8. Lala Paşa Camisi: Erzurum'da Osmanlı döneminde yapılan ilk cami özelliği taşıyan yapı, burada inşa edilen diğer Osmanlı camilerine de model olmuştur. Kanuni Sultan Süleyman'ın komutanı, Kıbrıs fatihi, Sadrazam Lala Mustafa Paşa; Erzurum Beylerbeyi görevini yürüttüğü dönemde, 1562 yılında camiyi yaptırmıştır. Mimarisi Mimar Sinan'a ait olan eserin yanında bir saray, bir de sıbyan mektebi yer almış, ancak bunlar günümüze kadar ulaşamamıştır. Lala Paşa Camisi; Şehzadebaşı, Sultan Ahmet, Eminönü Yeni Cami ve Yeni Fatih gibi İstanbul camilerinde uygulanan plan tipinde, ancak onlardan hayli küçük ölçekli olarak inşa edilmiştir. Ortada dört paye ile taşınan merkezi kubbe, dört yanda sivri kemerlerle desteklenen yarım çapraz tonozlar, köşelerde de dört küçük kubbeden oluşan merkezi planlı bir örtü biçimine sahip olan caminin iç mekânını iki sıra halinde 28 pencere aydınlatmaktadır. Alt sıradaki pencere alınlıkları üzerinde bulunan çiniler, şehrin Ruslar tarafından işgal edilmesi sırasında atılan kurşunlarla zedelenmiştir. Yapının kitabesi, yuvarlak ve mukarnaslı olan mihrabın üzerinde yer almaktadır. Pencerelerde bulunan hadisler, hat sanatından eşsiz örnekler sunar. Kare kaide üzerine kurulmuş olan cami minaresi, yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. Beyaz taştan inşa edilen minare, kırmızı taşlı bileziklerle süslenmiştir. Caminin avlusunda, sekiz köşeli ahşap ve konik çatılı bir şadırvan yer almaktadır. Bu şadırvandaki sütunlar son derece güzel taş işçiliği ile bezenmiştir. Son cemaat yerindeki batı mihrabiyenin üzerinde, ters "T" şekilli mermer levhalar üzerine yazdırılmış ferman bulunmaktadır.1670 yılında yazılan bu ferman 4. Mehmed’in halka vergi muafiyeti getirdiğini anlatmaktadır. Tamamı kubbe ile örtülü son cemaat yeri de sivri kemerlerle öne ve yanlara açık bir mimari üslup gösterir. Kaynakça; (Erzurum Gezi Rehberi Kitabı Tablet İletişim Yayınevi)

9. Narman Peri Bacaları: Kırmızı rengi ve ilginç yeryüzü şekilleriyle dikkat çeken Narman Peri Bacaları “Kırmızı periler diyarı” olarak da adlandırılmaktadır.Kırmızı peri bacaları olarak bilinen Narman Peri Bacaları, Narman ilçesinin güneyinde, Narman-Pasinler otoyolunun 7. kilometresinde yer almaktadır. Rüzgâr ve yağmurun kumlu toprağı aşındırması, kırmızı peri bacalarını ve dar vadilerden oluşan bu ilginç manzarayı meydana getirdi. Bu jeolojik oluşumlar Doğu Anadolu Bölgesinde sadece bu yörede görülmektedir. Oltu, Şenkaya, Sarıkamış, Horasan, Pasinler ve Tortum ilçeleri ile çevrelenen Narman ilçesi, Erzurum’un kuzeydoğusunda ve şehir merkezine 90 km uzaklıkta bulunmaktadır. Ağcuva mevkinden başlayarak Yoldere köyünde son bulan Narman Peri Bacaları “Kırmızı periler diyarı” olarak da adlandırılmaktadır. Peri bacalarının yer aldığı vadi, Amerika'da Colorado kanyonuna benzerliği ile de dikkat çekmektedir. Narman Peribacalarını koruma altına alarak ülke turizmine kazandırmak için yaz aylarında çeşitli şenlikler düzenlenirken, yerli ve yabancı turistlerin bölgeye ilgisi her geçen dönem artış göstermektedir. Kapadokya’daki Peri bacaları ile Narman’daki Peribacaları, oluşumları bakımından birbirinden ayrılmaktadır. Kapadokya’daki Peri bacaları volkanizma sonucu oluşmuş, Narman’da bulunanlar ise günümüzden 2,5-3 milyon yıl önce, akarsuların bir çökelme havzasına taşıdığı malzemelerin zamanla aşınması sonucunda oluşmuştur. Kırmızı Peribacalarının bu rengi almasının nedeni ise tortullardaki kırmızı renk demirin Fe2O3 şeklinde oksitlenmesidir. Kaynakça; (Erzurum Gezi Rehberi Kitabı Tablet İletişim Yayınevi)

10. Öşvank Kilisesi: Uzundere ilçesi Çamlıyamaç köyündedir. Renkli taş bezemeleri ve kabartma figurleri ile ünlüdür. Öşvank Kilisesi güney haç kolundaki giriş alnında bulunan kitabeye göre Gürcü Bağrat'lı Hanedanlığı zamanında 3. Adernese'nin oğlu Magistras Bağrat tarafından 963-973 yılları arasında yapılmıştır. Mimarisi Öşk'lü Grigor'a ait olan kilise Vaftizci Yahya'ya adanmış yapının büyük kubbesi Bizans imparatorları 2. Basileios ve 7. Constantin tarafından 1022-1028 yılları arasında onarılmıştır. Kilisenin iç bölümlerinde bol miktarda görülen freskolar, 1036 yılında, Jojil Potrikios tarafından yapılmıştır. Kubbe kasnağında on iki pencere bulunmaktadır. Pencerelerin dış yüzleri kabartma silmelerle sınırlandırılmıştır. Sivri kemerli ve ince uzun olan bu pencereler gotik üslubu yansıtmaktadır. Haç Planlı olan kilisenin dıştan çapraz kanatlı (trancept) olmasına karşın içeride apsislerin oluşturduğu üç dilimli bir bölüm ve onun devamı olan uzun bir kol bulunmaktadır. Yapının iç bölümlerinde bulunan sütunların kaideleri bitkisel motifler ve dini resimlerle bezenmiştir. Apsisin üstü yıkılmış olan kilisenin ön cephesinde, portakaldaki ilave bölüme ait sütunlardan birisi günümüze kadar gelememiş ve onun yerine bir ağaç kütüğü konulmuştur. Batı haç kolu; batı, kuzey ve güney cephelerden ek mekânlarla çevrilidir. İki katlı kuzey mekân ilk yapıma aitken, güney ve batıdakiler sonradan eklenmiştir. Kilisenin içerisinde hamam, yatakhane, vaftizhane, rahip evleri, mutfak ve kütüphane gibi bolümler bulunmaktadır. Kaynakça; (Erzurum Gezi Rehberi Kitabı Tablet İletişim Yayınevi)

11. Rüstem Paşa Kervansarayı (Taşhan): Taşhan adıyla da anılan Rüstem Paşa Kervansarayı, Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamı Rüstem Paşa tarafından 1561 yılında yaptırılmıştır. Yapı, Osmanlı kervansaray mimarisinin şaheser örneklerinden biridir. Burası yolcuların gece ve gündüz her çeşit ihtiyaçlarının karşılandığı yerdi. Rüstem Paşa Kervansarayın da imarethane, mescit, dinlenme yeri, bezirgân dükkânları, deve, eşek, öküz, manda ve atların bağlandığı bölümler yapılmıştır. Ancak, bunların bir kısmı günümüze ulaşamamıştır. Batıya bakan beşik tonozlu giriş kapısı üzerindeki kitabede, Erzurum’un serhat şehri olması dolayısıyla, buraya "ribat" denildiği dikkat çekmektedir. Ribatlar, sınırları korumak amacıyla içerisinde 40-50 civarında akıncı birliğinin bulunduğu bir çeşit ileri karakol binalarıdır. Osmanlı imparatorluğu sınırlarının zamanla Tiflis’e ve Hazar Denizi’ne kadar genişlemesiyle buraya; konak, barınak, ahır ve alışveriş merkezi özellikleri kazandırılmıştır. Rüstem Paşa Kervansarayı, dikdörtgen bir avlu çevresinde, kesme taştan yapılmış revakların arkasına sıralanmış odalardan oluşan iki katlı bir yapıdır. Doğu ve batı yönünde sivri kemerli ve tonozlu iki kapıdan girilen avlunun çevresinde 32 oda bulunmaktadır. Üst katta koridor çevresinde sıralanmış basık tonozlu odalar bulunmaktadır. Buradaki süslemeler daha sonra yapılmıştır. 1965 yılında önemli bir restorasyon geçiren kervansarayın batıya bakan ön cephesi, hafif ileri taşırılmış, altta beşik tonozlu derin bir giriş, üstte de kervansaray yöneticisine ait bir oda bırakılmıştır. Kervansaray, günümüzde Oltu taşı esnafının imalat ve satış yeri olarak hizmet vermektedir. Oltu taşından yapılmış, başta tespih, yüzük, gerdanlık olmak üzere, onlarca çeşit hediyelik eşyanın satışı burada yapılmaktadır. Kaynakça; (Erzurum Gezi Rehberi Kitabı Tablet İletişim Yayınevi)

12. Tortum Gölü: Tortum Gölü'nün güney ucunda küçük bir kuş cenneti vardır. Yırtıcı kuşların uğrak yeri olan gölün bulunduğu vadide, Türkiye'nin dört akbaba türünü de görmek mümkündür. Tortum Gölü, Tortum ilçesinin 35 km kuzeyinde yer alır. Kuzey batısındaki. Kemerlidağdan inen bir heyelan kütlesinin Tortum Çayının önünü kapamasıyla meydana gelen göl yaklaşık 8 km² büyüklüğündedir. Gölün genişliği bazı yerlerde 100 m., bazı yerlerde ise 1 km. yi bulmaktadır. En derin noktası 100 metre olan göl, 1000 m. rakımda yer almaktadır. Dört tarafı yüksek tepelerle çevrilmiş Tortum Gölü, Erzurum-Artvin yolu üzerindedir. Uzundere İlçesi, Tortum Gölü'ne yaklaşık 7 kilometre mesafededir. Tortum Gölü'nün güney ucunda küçük bir kuş cenneti vardır. Yırtıcı kuşların uğrak yeri olan gölün bulunduğu vadide, Türkiye'nin dört akbaba türünü de görmek mümkündür. Kafes balıkçılığı yapılan gölde, alabalık ve aynalı sazan üretilmektedir. 18. yüzyılda heyelan sonucu Tortum Çayı vadisinin tıkanması nedeniyle oluşan göl, Tortum Çayı üzerinde dar ve dik bir vadide 8 km. boyunca uzanır. Oluşum şekli nedeniyle burada bir doğal baraj ve ve bir göl çanağı oluşmuştur. Sert kalkerden kıvrımlı bir yapı gösteren göl kıyıları, gölün içine doğru sarp yamaçlar halinde inerler. İkiye yarılmış dağın arasında uzanan dar ve derin bir göl olan Tortum Gölünde mesire alanları da mevcuttur. Balıklı Köyü yakınında ve göle uzanan yarım ada ile gölün çevresindeki ağaçlı alanlar mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Gölün karşı kıyısında elma ve kayısı bahçeleri yer almaktadır. Gölün doğu kıyılarını Peribacaları süslerken, batı yamaçlarında çok dik ve kayalık bir yapı göze çarpmaktadır. Gölde Ayvalı ve Küçük adında iki ada bulunmaktadır. Turistlerin önemli uğrak yerlerinden biri de Balıklı Köyü önlerinde göle doğru uzanan Bozburun Yarımadası’dır. Oldukça sakin olan Gölün üzerinde sandalla gezinti yapmak mümkündür. Gölün suları, 1963 yılında faaliyete geçen ve 1 km kadar kuzeydeki alçak bir boğazda kurulmuş olan Tortum santralini çalıştırmaktadır. Gölün fazla suları ise, bu tabii seti aşarak 48 m. yükseklikten Tev Vadisine döküldüğü yerde Tortum Şelalesi’ni oluşturmaktadır. Kaynakça; (Erzurum Gezi Rehberi Kitabı Tablet İletişim Yayınevi)

13. Tortum Şelalesi: Tortum Gölü’nün Tev Vadisi’ndeki heyelan kütlesini aşarak dökülmesiyle oluşmuştur. 21 metre genişlik ve 48 metre yüksekliğe sahip şelale, üstte gökkuşağı, altta koca bir dev kazanı meydana getirmektedir. Erzurum her mevsim, farklı heyecanlar yaşayabileceğiniz, farklı güzellikler bulabileceğiniz bir şehirdir. Dünya’nın en büyük şelalelerinden biri olan Tortum Şelalesi bunu en iyi anlatan doğal güzelliklerden biridir. Yılın her mevsimi güzelliği ile ziyaretçileri büyüleyen Şelale, Şelalenin aktığı yere dipteki dev kazanına ise çok uzun, demir korkuluklu taş merdivenlerden inilmekte, diğer taraftaki merdivenleri takip ederek tekrar üst bölüme çıkılabilmektedir. Şelalenin önünde yer alan izleme balkonu, ziyaretçilerin ıslanma pahasına, büyük ilgisini çekmektedir. İzleme merdivenlerinin nefes darlığı ve kalp rahatsızlıklarını önlediğine inanılmaktadır. Uluslararası turizme açık bir alan olan Tortum Şelalesi, doğa tutkunlarını kendine hayran bırakan eşsiz bir güzellik sunar. Şelale, özellikle Mayıs ve Haziran aylarında bütün görkemiyle kendini gösterirken Haziran’dan sonra su miktarında azalma olmaktadır. Düşen su seviyesi de Tortum Şelalesi’ne farklı bir güzellik katmaktadır. Şelale ve çevresi, aynı zamanda önemli mesire alanlarından birini oluşturmaktadır. Tortum Şelalesi'ne 1952-1960 yılları arasında hidroelektrik santrali yapılmış ve Türkiye'nin elektrik arzına katkıda bulunmaya başlamıştır. Uzundere ilçesinde bulunan bu doğa harikası, Erzurum ilinin 100 km kuzeyinde, Uzundere ilçesine 16 km mesafede ve Tortum gülünün kuzey kenarında yer almaktadır. Kaynakça; (Erzurum Gezi Rehberi Kitabı Tablet İletişim Yayınevi)

14. Ulu Cami: Saltuklu Emiri Nasreddin Aslan Mehmet tarafından 1179 yılında yaptırılmıştır. Saltuklular'ın "Atabey" isminden dolayı buraya "Atabey Camisi" de denmektedir. Yapının üst örtüsü mihrap duvarına dikey olarak inşa edilmiştir. Geniş bir orta nef ve bunun iki yanında üçer nefle birlikte toplam yedi neften oluşmaktadır. Yirmisekiz serbest "L", "T" ve dikdörtgen şekilli paye üzerine oturtulan cami, 51 x 54 m ölçülerindedir. İbadet mekânındaki üst örtüyü, on altısı duvarlara bitişik olan kırk paye taşımaktadır. Sultan 4. Murat zamanında yiyecek deposu olarak kullanılan cami, değişik tarihlerde beş kez onarılmıştır. Erzurum Valisi Hüseyin Paşa 1639'da, Ali Efendi, 1826'da camiyi onarmış; bunu 1858 ve 1860 yılında yapılan onarımlar izlemiştir. Cami, son olarak, 1957- 1964 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmıştır. Caminin içerisinde toplam 40 sütun bulunmaktadır. Doğudaki birinci kapısının iki yanında birer mihrapçık bulunan yapının, 1860 yılında yapılan onarım kitabesi de burada yer almaktadır. Caminin ilk yapımındaki mihrap duvarı, önü hafif sivri kemerler üzerine oturan büyük pandantifli bir kubbe ile örtülmüştür. "Kırlangıç Kubbe" denilen, bindirme şeklinde inşa edilmiş bu kubbenin yapının ilk haline ait olduğu sanılmaktadır. Caminin sağ tarafında tuğladan yuvarlak gövdeli tek şerafeli minaresi bulunmaktadır. Minareye cami içerisinden çıkılmaktadır. Şerafeden yukarısı yıkılmıştır. 28 pencere ile aydınlatılan caminin, güneydeki ikinci penceresi üzerinde 1826 tarihli onarım kitabesi bulunmaktadır. "Kırlangıç Kubbe" denilen, bindirme şeklinde inşa edilmiş bu kubbenin yapının ilk haline ait olduğu sanılmaktadır. Kaynakça; (Erzurum Gezi Rehberi Kitabı Tablet İletişim Yayınevi)

15. Üç Kümbetler: Anadolu’da bulunan anıt mezarların en güzel örnekleri arasında yer almaktadır. Üç kümbetten en büyüğünün Emir Saltuk’a ait olduğu ve 12. yüzyılın sonlarında yapıldığı sanılmaktadır.Diğer kümbetlerin kime ait oldukları bilinmezken bunlarında 14. yüzyılda inşa edildikleri tahmin edilmektedir.Kümbetlerin yanında bulunan kare şeklindeki küçük yapının ne olduğu konusunda ise farklı görüşler bulunmaktadır. Bunun da bir kümbet veya mescit olduğu belirtilmektedir. Üç kümbetler, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 1956 yılında onarılmıştır. Emir Saltuk Kümbeti; Kesme taştan yapılmış olan bu kümbet, sekizgen gövdeli, yüksek kasnaklı ve üzeri kubbe ile konik karışımı basık bir külahla örtülüdür. İki renkli kesme taştan yapılan kümbetin üçgen alınlıklarında, yuvarlak kemerli, kasnak nişlerinde boğa, yılan, yarasa, kartal gibi hayvan kabartmaları bulunmaktadır. Bu kabartmalar, Orta Asya Türk takvimlerinde yer alan burç figürlerini andırmaktadır. Nişlerden birinin içerisindeki boğa boynuzları arasında insan başı işlemesi dikkat çekmektedir. Emir Saltuk Kümbeti'nin sekiz cephesinin dört yüzünde birer çift pencere yer almaktadır. Kümbetin, kuzey yönünde bulunan giriş kapısının saçakları üzerinde geometrik bezeme ile çiçek ve hayvan figürleri görülmektedir. İkinci Kümbet; Emir Saltuk Kümbeti'nin güneydoğusunda bulunan ikinci kümbetin alt kısmı, kare planlı ve on iki cephelidir. Bu kümbet gri renkte bir taştan yapılmıştır. Üstte bir küçük, altta ise oldukça bezemeli üç büyük penceresi bulunmaktadır. Bu kümbetin güney cephesindeki penceresi aynı zamanda mihrap görünümündedir. Üçüncü Kümbet; İkinci kümbete 4 m. uzaklıktaki üçüncü kümbet yöresel keyek taşından yapılmıştır. Üçüncü kümbet, on iki cepheli ve dört pencerelidir. Kuzey yönünde giriş kapısı bulunan kümbetin, iç kısmında oldukça güzel bezenmiş mihrabı yer almaktadır. Kümbetin üzerini örten konik külahın kasnağında Emir Saltuk Kümbeti'ne benzeyen süslemelere yer verilmiştir. Kaynakça; (Erzurum Gezi Rehberi Kitabı Tablet İletişim Yayınevi)

16. Yakutiye Medresesi: İlhanlı hükümdarı Sultan Olcayto döneminde Gazan Han ve Bolugan Hatun adına, Hoca Yakut Gazani tarafından 1310 yılında yaptırılmıştır. Anadolu'daki kapalı avlulu medreselerin en büyüğü olan Yakutiye Medresesi, plan düzeni, dengeli mimarisi ve iri motifli süslemeleri ile Erzurum'un en gösterişli yapılarından biridir. Yapının taç kapısı cepheden dışa taşmaktadır. Dört eyvanlı iç mekân da bulunan dikdörtgen avlunun orta bölümü mukarnaslı bir kubbe ile diğer kısımları ise sivri kemerli beşik tonozlarla örtülüdür. Taç kapının yan yüzlerinde, silme kemerle çevrili nişler içinde pars ve kartal motifleri dikkat çekmektedir. Ajurlu bir küreden çıkan hurma yaprakları, iki pars ve kartal figürlerinden oluşan hayat ağacı Orta Asya Türklerinin önemli simgelerini bir araya getirmektedir. Basık kemerli ve oymalı olan taç kapının her tarafını kaplayan bezemeler, muhteşem bir görüntü oluşturmaktadır. Yakutiye Medresesi'nin doğu duvarına bitişik inşa edilen kümbet, tuğladan yapılmıştır. Üzerinde üç penceresi bulunan yapı, külah ile örtülüdür. Avlunun sağ ve solunda karşılıklı beşik tonozlu altışar oda sıralanmıştır. Bunlardan sağ köşedeki odadan aynı zamanda minareye çıkılmaktadır. Güneydeki tonozun üzerinde ise bu medreseye vakfedilmiş altı köyün ismini içeren vakfiye, mermer üzerine sülüs yazı ile asılmıştır, iç içe geçmiş geometrik motifler ve çinilerle bezeli minare, kabartma kordonlarla hareketli bir görünüm kazanmıştır. Köşelerde yer alan kalın gövdeli minarelerden biri çok önceden yıkılmış veya hiç yapılmamıştır. Bu minarenin kaidesi konik bir külahla kapatılmıştır. Öğrenci ve hocaların odaları sınıf ve derecelerine göre belirlenmiştir. Bu nedenle her odanın girişinde farklı bir işleme dikkat çekmektedir. 1995 yılında restore edilen medrese, günümüzde Türk-İslâm Eserleri ve Etnografya Müzesi olarak kullanılmaktadır. Kaynakça; (Erzurum Gezi Rehberi Kitabı Tablet İletişim Yayınevi)

17. Palandöken Kayak Merkezi: Kar kalitesi, sahip olduğu kaliteli tesisler ve her seviyeden kayak severe hitap eden nefis pistleriyle Palandöken Kayak Merkezi, Türkiye kış turizminin gözde merkezlerinden birisi. 70 km boyunca uzayana Palandöken Dağları, 1993’den bu yana kış turizm merkezi ilan edilmiş. 2011 yılında yapılan Dünya Üniversiteler Kış Oyunları’na ev sahipliği yapmasıyla da, bir bakıma dünya ölçeğinde kalitesini kanıtlamış.Büyük slalom ve slalom yarışmaları için Uluslararası Kayak Federasyonu olan FIS tarafından tescillenmiş 2 pisti bulunuyor. New York Times, dünyadaki 41 kayak merkezini sıraladığı listesinde 18. sıraya yerleştirdiği Palandöken Kayak Merkezi, pistleriyle, dünyanın en uzun ve en dik pistleri arasında yer alıyor.Palandöken Kayak Merkezi, 2000 ile 3,176 metre arasında bulunan 10 telesiyej, 1 teleski, 2 baby lift, 1 gondol hizmeti sunuyor. Gondol lift ile En yüksek noktalardan biri olan Ejder Tepesi‘ne ulaşabiliyorsunuz. 12,000 kişiye hizmet verme kapasite sahip bölgede, toplamda 7 kolay, 8 orta, 2 zor kategoriden profesyonellere hizmet veren pistlerin yanında, 4 de doğal pist bulunuyor.Alp disiplini ve snowboard için uygun pistler sunan merkez, bunların dışında dağcılık, yamaç paraşüt, snowtube, paintball gibi alternatif aktiviteler de sunuyor. Palandöken’de sezon uzun. Kasım ayında başlayan sezon Nisan sonuna kadar uzuyor. Kayakçılar için en gözde kar tipi olan toz şeklindeki karıyla tüm sezon boyunca gönülleri fethediyor. Bu bölgede 2 adet 5 yıldızlı ve 3 adet de 4 yıldızlı otel kayak severlere konaklama ve kayak ekipmanlarını sağlama hizmet veriyor.